Cumartesi, 09 May 2015 21:24

Ölmeden Önce

Yazan 
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Ölmeden Keşfedilmesi Gereken Beş Sır
John Izzo.

Mutluluk ve anlam getiren sırlar nelerdir? Bazıları neden bu yaşamda derin anlamlar buluyor ve çok az pişmanlıkla hayata veda ediyor oysa diğerleri düş kırıklığı içinde ve acı içerisinde yaşıyorlar?
İki yıl kadar önce, bu sorunun yanıtını bulmak için binlerce insandan hayatlarındaki uzun bir yaşam sürmüş ve gerçek mutluluğu yakalamış birini tanımlamalarını istedim. Öyle görünüyordu ki hepimiz gerçek başarıyı yakalamış en az bir kişi tanıyorduk. 1.000’in üzerinde katılımcının ardından, yaşları 59 ila 106 arasında değişen 235 kişi ile görüşme yaptım(18.000 yılın üzerinde yaşam deneyimi demekti) ve yaşamlarına geri baktığımızda: Mutluluğu nasıl yakaladınız? diye sordum. Yaşam nasıl anlam kazandı? Nerde hayal kırıklığına uğradınız? Yakın zamanda öğrendikleri neydi? Sonuçta anlamsız olan neydi? Bu bilge yaşlılar inanılmaz şekilde farklı insanlardan oluşan ve geniş bir spektruma sahip bir gruptu, kasaba berberinden CEO’ya kadar uzanan. Şairde vardı Kızılderili şefi de, toplumdaki temel dinlerin ve kültürlerin tamamını temsil ediyorlardı. Amacım ünlü kişilerde konuşmak değildi; hatta tam tersi mutluluğu yakalamış sıradan insanları tarif etmekti. Sonunda beş tane net tanım belirledim mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmeye dair. (ve yüzünde bir gülücükle ölebilmeyi anlatan)

Bu görüşmelerden öğrendiğim ilk Sır “Kendin Olmak”. Her birimiz eşsiz ve tek bir yolculuk yapıyoruz ve mutluluğa giden yol kendimiz olmak. Bunun anlamı bize mutluluğu neyin getireceğini bilmek ve hayatımızın bize ne ifade ettiğine odaklanmak. Bunun anlamı düzenli bir şekilde hayatımızın ruhumuzu yansıtmasını sağlamak. Günlük yaşantımızda bunun anlamı bize neyin keyif verdiğine odaklanmak ve yaşantımızı doğru şeylerle doldurmak. Bunun anlamı yazgımızı yaşamak. Görüştüğüm insanlardan biri Latin bir kadın, yazgıyı yaşamanın öneminden bahsetti. Hepimizin bir yolu var ve en doğrusu bu, bu dünyada var olmamızın yolu. Bunun ardındaki fikir alınyazımızın bizim için en doğrusu olduğu. Örneğin, ben kendimi öğretmen ve filozof olarak ifade ediyorum ve kendi yolumda ilerlerken bundan çok büyük keyif alıyorum.
Kendin olabilmek için başkalarının sesine kulak vermeden kendi rüyalarını yaşamak gerekiyor. Yetenekli bir kayropraktır olan Ron bir tıp doktoru olmayı nasıl planladığını ancak bir Tıp okuluna başlamadan önce bir kapropraktırı ziyaret ettiğini ve kendiyle bütünleşmesini sağlayan bir meslek edindiğini söyledi.” Diğerleri bana deli olduğumu söyledi ancak ben bunun benim yolum olduğunu biliyordum. Bana kalbini dinlemelisin ve onun dinleyecek ve izleyecek cesarete sahip olmalısın” dedi. Bunun anlamı, yaşadığımız hayatın en derinlerimizde hissettiğimiz yol olup olmadığını sorgulamaktır ve bazen ruhumuzu izlemek için cesaretle bir adım atmamız gerekir. Şu andan itibaren kendi gerçekliğini yaşamaya hazır mısın?

Öğrendiğim ikinci sır “Pişmanlık Duymamak”. Korktuğumuz hayatımızın sonuna gelmek, ölmek değil; gerçekten yaşadığımız hissetmeden ölmekti. Yaşamın sonunda en acıklı sözcükler “keşke yapsaydım” olur. Kızılderili bir şifacı olan Tom “yaşamın sonunda duyulabilecek en büyük korku büyük bir tamamlanmamışlık duygusu, yapmaya geldiğiniz şeyi yapmadığınız hissidir” dedi. 235 bilge kişiyle konuşurken fark ettiğim en ilginç şeylerden biri hiçbiri aldığı risklerden pişmanlık duymuyordu ve birçoğu daha çok risk almış olmayı istediğini söyledi. Hayatlarındaki dönüm noktalarını sorduğumda aldıkları risklerden bahsettiler – bazen büyük, bazen küçük – ki bu riskler onları mutluluğa taşımıştı. Korktuğumuz değil de, istediğimiz şeye doğru yol almanın anahtarı, olabilecek olan en kötü şeye değil en iyiye odaklanmaktır. Gerçekten yaşamda istediğinize doğru mu yol alıyorsunuz, yoksa korkuyla mı hareket ediyorsunuz?

Bu insanlardan öğrendiğim üçüncü sır “Sevgi”ydi. Bu sürpriz değildi ve mutluluğun en büyük kaynağı buydu. Bu insanların yaşamda önceliğiydi; sevgi ve derin insani ilişkiler geliştirenler mutluluğu yakalıyordu. Birçoğu sahip olunan şeylerle değil; aile ve arkadaşlarıyla mutluluğu yakaladıklarını söylediler. İlişkilere odaklanmanın bir yolu aynı kariyerimize odaklandığımız gibi ilişkiler üzerinde çalışmaktır. Öğrendiğim ilginç şeylerden biri sevilen biri olmanın yolu sevmekten geçiyordu ve bu her şeyden önemliydi. Bu insanlar sevgi ve şefkati yaşam yolu olarak seçmekten bahsettiler. Eğer bir insanı sevmeyi seçersek, hayatın daha derin anlamını yakalayabiliriz.

Dördüncü sır “Anı Yaşamak”. Hayat çok hızlı bir şekilde akarken her anın keyfini çıkarmanın çok önemli olduğunu söylediler. Bir kadın; “gençken 60 yaşın çok uzun bir zaman olduğunu sanırsınız, ancak bu yaşa geldiğinizde, bunun bir andan ibaret olduğunu anlarsınız” dedi. Paylaştıkları sırlardan biri anda yaşamanın önemiydi ve sahip olduğunuzun tamamen keyfini çıkarmaktı; sahip olduklarınızı deneyimlemekti.(sahip olmadıklarınızı düşünmek yerine) Yapmanız gereken sahip olmadığınızı düşünmek yerine sahip oldukların için minnettar olmaktı. Geçmişe dair hiç bir şeyi değiştiremeyeceğimizi, geleceği de çok az değiştirebileceğimizi söylediler. Kendinizi mutlu olacağım diye yakaladığınızda, bunun bir seçim olduğunu hatırlayın dediler. Bir kadın bana “hayatını yargılamayı bırak, hayatını yaşamaya başla” dedi. Kazanan olmak için skor tutmayı bırakın. Bunun yerine her günü bütünüyle yaşayın ve anda kalın. Şu andan itibaren şükran içinde yaşıyor ve yaşamı yargılamak yerine ondan keyif almaya odaklanıyor musunuz?

Beşinci ve son sır “Aldığınızdan Fazlasını Vermek”. İnsanlara yaşamlarındaki en anlamlı şeyi sorduğumda, bana tekrar ve tekrar hizmet etmekten ve bir şeyleri daha iyiye dönüştürmekten söz ettiler. Anladım ki, kariyerimiz ya da kişisel hayatımız değil ne verdiğimiz ve ne aldığımız hayata anlam katıyor. Birçoğu hayattan her gün ne alacağımıza dair çok az kontrol sahibi olduğumuzu söyledi(insanların bize sevgi göstermesi, şans oyunlarında kazanmak vs.) ancak dünyaya ne sunacağımızın kontrolü tamamen bizde.(nazik olmayı, sevecen olmayı ve başkalarına verici olmayı) seçebiliriz. Bu insanlar bana dünyadan aldıklarımızın bizimle birlikte öldüğünü, ancak verdiğimiz her şeyin geri dönüşüme uğradığını anımsattılar. Bilge kadın Susan bana; gençken kendimiz için ağladığımızı ancak yaşlandıkça dünya için ağlamayı öğrendiğimizi, söyledi. Gerçek mutluluk hizmetle geliyor ve keyif bunu takip ediyor. Her gün vermeye ve almaya odaklı mısınız?

Ve öğrendim ki, sırları bilmek yetmiyor; onları yaşama geçirmek gerekiyor. Yaşlı bir adam “neyin önemli olduğunu bildiğimiz ancak bilmenin yetmediğini, önemli olanın uygulamak olduğunu” söyledi. Bu insanlar benimle sırlarla ilgili birçok teknik paylaştı. 64 yaşındaki Joel bana her günü nasıl anda yaşadığını anlattı. “Her sabah uyandığımda ilk iş olarak Tanrıya ve evrene şükrederim ve bir gün daha yaşayacağım için mutluluk duyarım ve bunu bir armağan olarak alırım. “
Birisi bana “mutlu bir yaşam sürmek istiyorsan mutlu olanlara sor” demişti. Geçtiğimiz yıl 235 bilge kişiyle bunu yaptım ve neyin önemli neyin önemsiz olduğu hakkında ne kadar net olduklarına şaşırdım. Ve her birimizin anlamlı ve mutlu bir yaşam yaratabileceğimizi gördüm.

Çeviri: Hatice Kapudere @ BirlikBilinci 2015

Okunma 3127 defa Son Düzenlenme Pazartesi, 11 May 2015 03:33
Yukarı